ABDULLAH..MİNİK OĞLUM..

7/8/2006 - Bir dosttan geldi beni çok mutlu etti:)

10 YorumYorum yaz!Bağlantı

7/8/2006 - Üçgen mi dörtgen mi?

Üçgen mi dörtgen mi?
Bir öğretmenin hatırası:

Ders bitmiş zilin çalmasına az kalmıştı. Bir öğrencim parmak kaldırıp:

- Hocam, Bermuda şeytan üçgeni hakkında bilgi verebilir misiniz? Çok merak ediyorum, dedi. Ben de tahtaya bir üçgen şekli çizdikten sonra dikkatle beni izleyen öğrencilerime dedim ki:

- Herhangi bir sebeple sizin Amerika'ya gitme ihtimaliniz kaçta kaçtır?

- Binde bir, diye cevap verdiler.

- Diyelim ki Amerika'ya gittiniz. Bermuda'ya uğrama ihtimaliniz ne kadardır?

- Binde bir, dediler. Bunun üzerine dedim ki:

- Bermuda'ya gitseniz bile o şeytan üçgeninden geçerken bindiğiniz vasıtanın esrarengiz bir şekilde kaybolma ihtimali ne kadar olabilir?

- Binde belki de milyonda bir, diye cevap verdiler.

Bu sefer ben tahtaya bir dikdörtgen çizdim ve merakla bana bakan öğrencilerime dedim ki:

- İşte bu kabir dikdörtgeni. Buna binde bin kesinlikte gireceğiz. Milyonda ya da milyarda bir ihtimallerin üzerine bu kadar kafa yoran bizler, acaba hiçbir ihtimale yer vermeyen kesinlikteki ölüme ve sonrasına ne kadar merak duyuyoruz. Ölümü öldürüp kabir kapısını kapatamayacağımıza göre ona karşı hazırlıklı olmamız gerekmez mi?

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

7/8/2006 - BENİ NEREYE GÖTÜRÜYORSUNUZ?

Beni nereye götürüyorsunuz?

Geçmiş zamanın birinde aynı mahallede oturan iki adam vardı. Onların çocuklukları da o mahallede geçmişti. Bu samimi arkadaşlardan birisi babasının yolundan gidip tüccar, diğeri ise okuyup alim
olmuştu. Artık araları eskisi gibi değildi. Tüccar olanı aşırı mal şımartmış, dinden uzaklaştırmıştı. Zamanla Allah’ı da inkar eder hale gelmişti. Arkadaşı buna çok üzülüyor, düzelmesi için dua ediyordu. Kaç defa yanına gitmiş ve onunla sohbet etmişti.

- Arkadaşım! Boş ver bu eski lakırdıları. Dünyaya bir kere geliyorsun. Her şey burada yaşanıp bitecek. Başka dünya falan yok. Bende çok büyük bir hatırın var. O yüzden bırak bu hikayeleri de beni rahat bırak, diyordu. Aradan yıllar geçti ve her iki arkadaş da ölüm döşeğindeydi artık. Kısa bir zaman sonra da sırayla hayata gözlerini yumdular. Alim zat, omuzlar üzerinde mezarlığa doğru götürülüyordu. Mezarına doğru yaklaşırken mezarının cennet bahçelerinden bir bahçe olduğunu görmüştü. Kendisini taşıyanlara şöyle diyordu:

- Çabuk, daha çabuk, acele edin! Beni hemen yerime ulaştırın!

Bir an önce kendisi için hazırlanan o güzel ortama kavuşmak istiyordu.

Kısa bir zaman sonra ise inkarcı tacir tabutun üzerinde mezarlığına doğru getiriliyordu. Gözlerini bu dünya hayatına yumduktan sonra inkar ettiği gerçek hayatı görmüştü. Çok pişman olmuştu; ama artık iş işten geçmiştii ve şöyle sesleniyordu:

- Eyvah nereye gidiyorum! Beni nereye götürüyorsunuz? Ben o cehennem çukuruna giremem.

Ancak tüccarın sesini oradakilerin hiçbiri duymuyordu.

Nitekim bir hadislerinde Allah Rasulü şöyle buyuruyordu: “Onun çığlıklarını her şey işitir; ancak insan hariç. İnsan bu çığlığı ve feryadı işitseydi dengesini kaybeder ve kendine gelemezdi.”

Artık onlar gerçek dünyaya göçmüşlerdi. O dünyada herkes burada yaptığının karşılığını bulacaktı. Ne mutlu, bu dünyayı bir imtihan dünyası olarak görüp ona göre hareket ederek cenneti kazanan insanlara!

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

7/8/2006 - :)

Hayata gözlerimi  açtığımdan beri dünyayı böyle meraklı seyrediyorum...(uyumadığım zamanlarda tabi)...:)HERŞEY NE KADARDA İLGİNÇ:)

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

24/7/2006 - VAKİT SEHER..şimdi sabah namazı vakti..

 

Vakit seher…

Ufukta günün kızıl çiçeği açmak üzere. Zamanın rahmine sabahın nutfesi düştü az önce. Gecenin karasında saklı ışıktan tohumlar başlarını uzatıyor.


Şimdi hatırla ki, sen de bir zamanlar yokluğun karanlığında yitiktin. Unutulmuşluk toprağına gömülü bir tohumdun. Kimsenin adını bilmediği, hatırını saymadığı bir yetimdin.


Senin de varlığının şafağı söktü yıllar önce. Unutulmuşluğun dipsiz kuyusundan çıkarıldın. Ana rahmine bir küçük damlacık olarak tutundun. Varlığından haberdar değildi sevdiklerin. Hatırlanmaya değer bir şey bile değildin.


Hatırla ki, unutulmuşluğun toprağında Rabbin seni unutmadı. Rabbin seni sahipsiz de bırakmadı. Rabbin seni yokluk gecesinden varlığın ufkuna eriştirdi. Taze bir bahar gibi gün yüzüne çıkardı bedenini. Ete kemiğe bürüdü ruhunu. Gülden tebessümler giydirdi yüzüne.


Şimdi seher vakti. Göz kapaklarının ardından kaç. Gafletin gecesinden uyan. Aç gözlerini sehere. Aç kalbini Rabbine. Uyan. Uyan ve an seni hiç unutmayan Rabbini. Güneş ufukta yükselmeden, sen dualar ufkuna yüksel. Herkes unutsa  bile seni unutmayan Rabbini herkesin O’nu unuttuğu anda ananlardan ol. Haydi kalk! Kalk ve miracına eşlik et En Sevgilinin[asm].


Şimdi sabah! Şimdi sabah namazı vakti...

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

minik oğlumun dünyası..

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

arzumeyp
benmihrace

Myspace layouts

Myspace layouts